9 Eylül itibariyle yeni bir eğitim yılına başladık. 2019-2020 eğitim yılı birçok yenilik ve değişiklikle birlikte başlıyor. Temel Liseler artık yok. Yıllar sonra bu okullar neden var olmuştu ve neden ortadan kaldırıldı? Türkiye’nin dershanecilik serüveni ve okul dışı destek kursları bağlamında bu okulların varlığı birçok araştırmaya konu olacağı muhakkak… Öte taraftan bu okullardan mezun olanlar ileri de çocuklarına hangi liseden mezun olduklarını anlatırlarken bir hayli zorlanacakları da kesin…

Temennimiz, Temel Liselerin kapanışıyla birlikte Milli eğitimde geçici ara çözümlerin son bulup uzun soluklu kalıcı çözümler ve öneriler döneminin başlamasıdır. Aslında geçtiğimiz son bir yılda Milli eğitime yeni bir perspektif kazandıracağı umulan dönüşüm ve yeniliklerin oluşacağına dair ciddi ipuçları da verildi. 2023 Eğitim Vizyon belgesinin açıklanması, Yeni orta öğretim tasarımının ilanı, Eğitim camiasında heyecan uyandıran çalışmalardı. Şimdi yeni dönem de beklenilen şey, bu vizyon belgesiyle ve yeni ortaöğretim tasarımıyla hedeflenen şeylerin uygulamaya dair yol haritasının belirlenmesi ve takviminin çıkarılmasıdır. Burada şunu da ifade etmek de yarar var Özellikle ortaöğretim tasarımının ilanından sonra kamuoyunda ortaya çıkan tartışmalara bakanlığımızın kulak vermesi, tartışmaları sonuna kadar sabırla dinlemesi ve sonrasında ortaya çıkan endişeleri yok edecek çalışmaları da tüm paydaşları ortaklaştırarak yapmasıdır. Ortaöğretim tasarımı başa doğru genişletilerek, yeni anaokulu öğretimi, ilkokul öğretimi, ortaokul öğretimini içerisine alacak bir dizi çalışmayı da başlatmalıdır.

2002 yılından beri eğitim de fiziki alanda kat ettiğimiz müspet ilerlemeyi 2020 den itibaren içerik ve müfredatta da başara bilmeyiz. Bunu başarmak için önümüze hiçbir engel koymadan, zihnimize ket vurmadan her şeyi cesaretle sorgulamalı ve tartışmalıyız, 12 yıllık zorunlu eğitimi, meslek liselerini, İmam hatipleri, okul dışı destek kurslarını, merkezi sınavları ,öğretmen kalitesini, öğretmen eğitimlerini, ders içeriklerini, müfredatları, proje okullarını, adrese dayalı yerleştirme sistemini, yabancı okulları, yabancı sermayenin eğitim yatırım alanına girmesini vs vs tüm bu saydıklarımı ve sayamadıklarımı yeniden tartışmalıyız. Eğitimin ayrılmaz bir parçası olan aileyi tartışmalıyız, Aile teorisi olmayan bir toplumun eğitim teorisi olamaz.

Bu bağlam da Özel okulculuğu, özel okulların eğitim dünyamıza katkılarını, sektörün büyüme hızını, kamuyla ilişkisini, teşvikleri, eğitim kalitelerini bunları da tartışmalıyız. Bir ülkeye eğitim projesi yapmak demek, O ülkeye bir gelecek projesi, bir ekonomi projesi, bir sosyal hayat projesi yapmak demektir. Türkiye’nin dünyada, bu topraklarda, bu coğrafyada onuruyla haysiyetiyle dimdik ayakta durabilmesi de ancak iyi bir eğitim eğitim projesiyle olur. Bu ülkeyi ilelebet payidar kılacak nesli yetiştirmek ortaya koyacağımız iyi bir eğitimle mümkün olacaktır.

Bu eğitim çocuklarımızın geçmişi iyi anlayıp geleceğe iyi hazırlanmalarını sağlamalıdır.

Bugünün ortaokul ve lisede olan çocuklarını 2030-2035′ lerin dünyasına hazırlıyoruz Bunu yapabilmek için zamanın ruhunu bilmek durumundayız ve bu neyi gerektiriyorsa onu tasarlamalıyız. Bütün bunları belirli bir milli kimlik ve bir benlik ülküsü içerisinde de ele almak zorundayız. Çünkü eğitim, evrensel olmakla beraber yerel değerleri de içinde barındırması ve bu toprakların, bu coğrafyanın belli değer sistemlerini içinde tutması gereken bir kurumdur.

Şimdi yeni bir eğitim yılının başındayız, Henry Adams dediğini diyelim Eğitimin asıl büyük amacı, bilgilenmek değil, eyleme geçmektir.

2019-2020 eğitim öğretim yılı eylem yılımız olsun…