Manşet Haberler » TEOG/LGS ve muhtemel sonuçları
TEOG/LGS ve muhtemel sonuçları

Çocuklarımız ister yüksek ister düşük puan alsınlar, ister üstün ister ortalama zekâda olsunlar hepsi bizim yürek parçamız. Onların, dahi, engelli, vasat, uslu veya haylaz olmaları onlara sevgimizi ve sorumluluklarımızı değiştirmiyor. 26 yılını Araştırma Görevlisinden Rektör pozisyonuna kadar görev alarak eğitim faaliyetlerinde geçirmiş birisi olarak belirli uyarıları boynumun borcu biliyorum. Bu konuları daha iyi bilen ama dostane ve müspet eleştiri çerçevesinde cesaretle görüşlerini söylemeyenleri de hayretle izliyorum. Problemleri tespit edip ne yapılması gerektiğine dikkat çekeceğim

Geçen yıl okulların açılmasından bir süre sonra TEOG sınavının kaldırılacağı açıklandı. Daha önceki yıllarda LGS, OKS ve SBS adıyla Liselere Geçiş Sınavı yapılmaktaydı. Bu sınavlarla ilgili öğrenci velileri, pedagog ve psikologlardan gelen temel eleştiri, öğrencilerin tam da ergenlik dönemlerinde aşırı sınav stresi ve baskıya maruz kalmalarıydı. İkinci temel eleştiri ise öğrencileri” çoktan seçmeli” soru ve cevaplar çerçevesinde hayata bakmaya alıştırmak yönündeydi.

Yapılan bu son değişikliklerle sınavın ismi dışında yerli yerinde kaldığı ve “çoktan seçmeli tarz”ın devam ettiği görülüyor. Fakat durum bununla sınırlı kalsa iyi... Sınav konusunda belirsizlikler dolayısıyla halen öğrenci velilerine okullar net bilgi aktarmakta zorlanıyorlar. Bu da velileri huzursuz ediyor.

Muhtemelen sınav sonrasında, bütün yaz boyunca idari kargaşa ve siyasi semptom ile yan etkilerinin olacağını söylemek kehanet olmayacak. Çünkü bu sınava, tam bir milyon iki yüz bin öğrencinin gireceği hesaba katılırsa yaklaşık iki buçuk milyon seçmenin halen sıcak gündeminde. İşin siyasi boyutunu uzmanlarına bırakıp deneyimli bir eğitimci gözüyle konuyu değerlendirmeye çalışacağım:  

Bu sıralar olayı anlamaya çalışan, devlete ve yetkililere güvenleri dolayısıyla sessiz kalan öğrenci velilerindeki stres aşağıdaki sebeplerle artmaya devam ediyor:  Neden mi?

  • Öncelikle sınav sistemi, okulların açılmasından sonra, geç vakitte değiştirildi.
  • 1600 Anadolu Lisesi, 300 Fen Lisesi ve 93 Sosyal Bilimler Lisesine yüzbinlerce öğrenci sınavla girebiliyorken 600-800 Lise sınırlandırması geçen yıla göre 1/3 öğrencinin sınavla yerleşmesi demek ve bu sistemi kilitleyecek ilk unsur.
  • Baştan “nitelikli okul“ isimlendirmesinin diğer bütün liseleri insan kategorik olarak “niteliksiz okul” kapsamına iteceği iyi düşünülmeliydi.
  • %10’luk dilime giremeyen öğrencilerin birçoğunun kendisini başarısız ve mağlup psikolojisine sokacağı ve bunun pedagojik ve psikolojik açıdan doğru olmayacağı;
  • Stres daha da arttı. Neden mi? 400.00 üzerinde puan alan yüz binlerce öğrenci artık 460-470 puan bandı gibi aşırı stres oluşturacak bir çıtayı yakalayamadıkça %10’a giremeyeceğinden bir milyonun üzerinde öğrencinin sınavla yerleşememesi anlamına geliyor. Bunun öğrenciye ve seçmen olan velilerine yansıtacağı hoşnutsuzluk hususunda yetkililerin ilgili makamları uyarması gerekmiyor mu?
  • Büyükşehirde birçok ilçede istenilen lise türüne göre adrese en yakın lisenin (halkın bir kısmının meslek liseleri ve imam hatipleri tercih etmeyeceğini hesaba katarsak) servis ve taşımalı sistemi rahatlatacağı varsayımının isabetsiz olacağı aşikârdır.
  • Adrese en yakın beş okul önerisi ilk bakışta parlak görünmekle birlikte %10’a giremeyen “daha az başarılı” öğrencinin başarı sıralaması gözetilmeden karma yerleştirilmesi ihtimalinde, başarının yayılmasıyla değil, bulaşıcı olan kalitesizliğin yayılmasıyla sonuçlanacağını; bu durumun kısa vadede eğitim kalitesini, uzun vadede ise ülkenin toplam kalitesini etkileyeceğini;
  • Nüfus yoğunluğu olup talep çok/Lise sayısı az olan yani kontenjan üstü yerlerde tercihin kime ve neye göre yapılacağı;
  • Sınav sisteminin artık “analitik düşünce odaklı olacağı” tercihinin çok isabetlidir ama ortaokul öğrencilerimize bu yıla kadar analitik eğitim verip mi vermeden mi öğrencilerden istediğimiz konusu ayrı bir muammadır.
  • Anadolu’dan adresle gelme imkânı olmayanlar ile Büyükşehirde olanlar arasında kesin fırsat farklılıkları oluşacağından fırsat eşitliğine zarar vereceğini düşünüyorum.
  • Gerçekten çok başarısız öğrenciler için ise farklı pedagojik yöntemlerin ve sınıfların oluşturulması geliştirilmesi gerektiği;
  • Veliler çocuklarının kazanamaması halinde yıllık ödemeleri 20-30 bini aşan yüksek maliyetlerle “özel okullara” yöneleceği; ödeme güçleri olmayanlarda ise bir sistem eleştirisi ve öfkeye yol açacağını;  

Pekiyi bunun acil bir çözümü var mı? Evet, çok net olarak bu işinin çözümü var. Bu kapsamda Lise eğitiminde:

  • Bu yılki sınavda %10 sınırının kesinlikle kaldırılması veya mutlaka gerekliyse %33 seviyesine çıkarılması;
  • Mevcut Anadolu liselerine öğrencilerin alacakları puanlara göre dağılımlarının yapılması,
  • Sonraki yıllarda ise mutlaka %10 barajı gerekli ise de kademeli olarak bu orana ulaşılması;
  • Ancak bunun için de Türkiye’nin bütün liselerinde öğrenim kalitesini artıracak fiziki imkânlar, güncel öğrenim teknikleri, analitik düşüncenin yaygınlaştırılması,
  • Öğrencilerin sosyo-psikolojik yönleriyle güçlendirilip hayata hazırlanması
  • Toplum içerisinde birlikte yaşamayı ve gereklerini anlatacak bir sistemin kurulması,
  • Nitelikli, kişilikli, kimlikli ve güçlü bireyler yetiştirme amacının yanında bir hedef olarak piyasa istihdamı ve teknolojik gelişme düşünülmelidir.
  • Aceleye getirmeden, birkaç yıla yayarak tedrici şekilde öğrenci ve veliyi rahatlatarak reform yapılması gerekiyor.

Kaynak: https://www.dirilispostasi.com/makale/teoglgs-ve-muhtemel-sonuclari-acil-onlem-alinmali-5abe709dd8a7e64cf05d5ea2


Bugünkü ziyaretçi sayısı   : 179
Toplam ziyaretçi sayısı     : 734202