Manşet Haberler » Özel Okulların Gelişiminin Önündeki Engeller
Özel Okulların Gelişiminin Önündeki Engeller

Özel öğretim derneği(özder) genel başkanımız Ahmet Akça’nın artı eğitim dergisi kasım sayısına verdiği ropertajın tam metnini yayımlıyoruz.

Artı eğitim: Belgeyi genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz

Türkiye’nin eğitim konusu uzun yıllardır sürekli tartışılan bir alan olmuştur. Eğitime ilişkin toplumsal beklenti ve talepler eğitim sistemimizi değişim ve dönüşüme zorlamaktadır. Ancak eğitim alanı, kamu hizmeti olarak tek doğrulu, tek seçenekli ve mutlak geçerli çözümlerin rahatlıkla sunulabileceği bir alan değildir. Bu nedenle, eğitimin niteliğinin artırılması konusunda nelerin yapılabileceğine ilişkin sürekli bir arayış söz konusudur. Bu arayış ve çabanın sonucu olarak 2023 Eğitim Vizyonu ,toplumsal talep ve beklentileri karşılama iddiasıyla hazırlanmış bir politika metnidir.

Hiçbir politika metni bütün sorunlara tek başına çözüm bulmaya yetmez. İyinin daha iyisini ve daha etkili uygulama ve yaklaşımları sürekli aramak zorundayız. Bu arayış açısından vizyon belgesini doğru yere konumlandırmalıyız. Emek ve çaba ürünü bir eser, iyi ve nitelikli taraflarını kabul ve takdir ederken geliştirilmesi gereken noktaları da uygun ve bilimsel bir yaklaşımla dile getirmek zorundayız. Belgeye ilişkin genel değerlendirmem kapsamlı ve bütüncül bir anlayışa sahip olmasına karşın geliştirilmesi ve iyileştirilmesi gereken özellikleri bulunan bir belge olduğu şeklindedir. Ancak her şeye rağmen yenileşme  talebinin millieğitim bakanlığının  kendi içerisinden gelmesini önemli ve değerli buluyorum.

Eğitim reformları toplumsal mutabakat, siyasi kararlılık ve milli bir heyecana ihtiyaç duyar. Sayın Cumhurbaşkanımızın eğitim vizyon belgesini sahiplenmesi bu bakımdan önemli bir siyasi kararlılık ve toplumsal bağlılık oluşturmaya katkıda bulunacaktır.

 

Artı eğitim: Size göre eğitimin öncelikli sorunları neler? Bu çerçevede vizyon belgesi beklentilere yanıt verebilecek mi?

Eğitimin öncelikli sorunu ya da sorunları nelerdir şeklinde bir soruya doyurucu cevap vermek oldukça zordur. Okul öncesi eğitimden yükseköğretime, öğretmen eğitiminden sınav sistemine, öğrencilerin temel becerileri kazanma düzeylerinden okullarda sunulan sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere kadar geniş bir yelpazede onlarca sorundan söz edebilirsiniz. Ancak bunları önceliklendirecek olursak, okul yöneticisi ve öğretmen yetiştirmede nitelik sorunu, uzun erimli politika yetersizliği ve sürdürülebilir bir sisteme olan ihtiyaç daha fazla ön plana çıkmaktadır. Vizyon belgesinin bu sorunlara ya da bunlara ilişkin beklentilere yanıt vereceğini umut etmek istiyorum. Bu beklentileri tamamen karşılar demek oldukça zor ve iddialı olur. Zira Sayın Bakan bugün vizyon belgesini açıklıyoruz. Yarın bir günde okullarda her şeyin değişeceğini beklemeyelim. Şapkadan tavşan çıkaracak değiliz gibi şeyler söyledi. Değişim uzun erimli ve bağlanma gerektiren bir süreçtir. İyi ve doğru uygulamaların sabırla sürdürülmesi gerekir.

 

Artı eğitim: Vizyon belgesinde öğretmenlere yönelik kararların ağırlıkta olduğu görülüyor. Sizce eğitimin temel taşı olan öğretmenlereyönelik neler hayata geçirilmeli?

Vizyon belgesinin ana öznesinin insan olarak vurgulanması oldukça sevindirici. İnsanın anlam ve doğasına yönelik bu olumlu bakış açısı mutluluk verici diye düşünüyorum. Vizyon belgesinin dört temel unsurundan biri olarak kabul edilen öğretmenler için önemli kararların alınmış olduğunu görüyoruz.

Sertifikaya dayalı pedagojik formasyon yerine öğretmenlik mesleki uzmanlık programının açılacak olması yeni bir anlayış olmasına karşın yeterince anlaşılamayan bir yenilik olarak görülebilir. Öğretmen adaylarının mesleğe atandıktan sonra uzmanlık programı eğitimi alacakları anlaşılıyor.Ancak bunun ne şekilde ve nerelerde yapılacağı çok net değil.

Yükseköğretimle iş birliğinin güçlendirilmesi ve daha başarılı öğrencilerin öğretmenliğe yönlendirilmesi, Öğretmenlerin kariyer basamaklarının ve uzmanlıklarının geliştirilmesi, Mesleki becerilerin geliştirilmesi için lisansüstü mesleki gelişim programlarının açılacak olması,Öğretmen yetiştirmede öğretmenlik uygulamasının merkeze alınması, öğretmenlik uygulamasının etkililiğinin geliştirilmesine yönelik tedbirlerin alınması,Sözleşmeli öğretmenlerin görev sürelerinin kısaltılması, ücretli öğretmenlerin ücretlerinin iyileştirilmesi,Okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin hizmet öncesinde yetişme programlarının yapılandırılması, Öğretmenlik meslek kanunun çıkarılması,

Şeklinde özetlenecek kararlar öğretmenlerin yetişme süreçlerinin iyileştirilmesine ve niteliklerinin artırılmasına katkıda bulunacaktır.

Türkiye’de 2017-18 verilerine göre bir milyon 30 bin öğretmen bulunmaktadır. Sistemin bu kadar fazla öğretmene aynı anda eğitim vermesi oldukça zor olacaktır. Ancak öğretmen eğitiminin önemi asla yadsınamaz. Öğretmenler, sistemin en önemli aktörlerindendir. Öğretmen niteliğini artırmadan sistemin sorunları çözülemez. Ayrıca vizyon belgesinin amacına ulaşması için öğretmenlerin bağlılığına ve desteğine büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Öğretmenin inanmadığı, destek olmadığı bir eğitim reformunun başarılı olması oldukça zordur.

Vizyon belgesi detaylı incelendiğinde öğretmenin nerede, hangi becerilere sahip olarak yetiştirileceğine ilişkin fazla detay görülemiyor. Başka bir anlatımla, öğretmen yetiştirmeye ilişkin ontolojik sorunlarımızı ortadan kaldıracak daha somut önerilere ihtiyaç bulunmaktadır. Yani öğretmen yetiştirmede niteliği nasıl artıracağız? Üniversite-okul iş birliği hangi doğrultuda iyileştirilip geliştirilecek? Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinde öğretim elemanlarının uygulama becerileri nasıl geliştirilecek ve öğretmenlik uygulamasının geliştirilmesi için nasıl bir denetim ve değerlendirme mekanizması oluşturulacaktır? Bütün bu sorular yakın gelecekte öğretmen yetiştirme konusunu, özellikle de nitelikli öğretmenin nasıl yetiştirileceği sorusunu tartışmaya devam edeceğimizi gösteriyor.   

Artıeğitim 4: Vizyon belgesinde özel okullara yeterince vurgu yapıldığını düşünüyor musunuz? Bu alanda yönetici ve karar vericilere neler önerirsiniz?

Vizyon belgesinde özel öğretim bağlamında özel okullara da vurgu yapıldığını görüyoruz. Ancak özel öğretim kurumlarının geliştirilmesi ve desteklenmesine ilişkin yeterli bir vurgu yapıldığını söylemek zor. Alınan kararlardan bazıları şöyle:

  1. Özel öğretimde haksız rekabetin önlenmesi,
  2. Teftiş ve rehberlik sistemlerini güçlendirilmesi,
  3. Özel ve resmi okulların iş birliğinin artırılması,
  4. Özel öğretimde nitelik ve kalitenin geliştirilmesi,
  5. Özel okulların muhatap olduğu ve karşılaştığı bürokratik işlerin azaltılması,
  6. Kişisel gelişim kurslarının vereceği bitirme belgelerine uluslararası geçerlik kazandırılması,

Şeklinde özel öğretimle ilgili konular özetlenebilir. Özel öğretimde nitelik ve niceliğin birlikte düşünülmesi sevindiricidir. Özel okullar, sistemimizin temel dinamiklerinden biridir. Bu sistemin bir parçasıdır. Bu bağlamda özel okulların sorunlarını gidermeye ve okullaşma oranlarında özel okulların payını artırmaya yönelik daha ciddi ve sistemli düzenlemeler yapılmalıdır.

Şunu ifade etmekte yarar var. Sadece kamu üzerinden verilebilecek bir eğitimin ailelerin farklı tercihlerine ve piyasanın sıklıkla değişen ihtiyaçlarına karşılık verebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle eğitim vizyonumuz, kamunun icra ettiği değil, koordine ettiği, denetlediği, yönlendirdiği nitelikte olmalıdır. Halihazırdaki, eğitimde sivil toplumun ve özel sektörün yerini artırma trendi hızlandırılmalıdır. (Bu model sağlık sektöründe başarıyla uygulanmaktadır). Sivil toplumun, özel sektörün yanlışlarından bahsedilebilir. Bu eleştiriler çok haklı olabilir. Ama bizim medeniyetimiz bir vakıf medeniyetidir. İbni Sina, Gazali, Mevlana, Harezmi, Molla Fenari, Kuşçu Ali gibi pek çok ilim ve düşünce insanı  hep vakıf medeniyetinin unsurları olan kuruluşların yetiştirdiği isimlerdir. Kurumaya yüz tutmuş olsa da bu ırmağa su taşımalı, bu ocağı küllerinden yeninden inşa etmeliyiz.Diğer taraftan Türkiye gibi genç nüfusun fazla olduğu ama nüfus artış hızının düştüğü ülkelerde yeni okul, öğretmen, bina gibi eğitime dair ihtiyaçların ve harcamaların sadece devlet üzerinden karşılanması maliyet açısından sürdürülebilir değildir. Doğurganlık oranındaki düşüş nedeniyle, bir süre sonra yeni yapılan okullar ve dersliklere ihtiyaç duyulmayacak, öğretmenler ders verilebilecek öğrenci bulamayacaklardır. Bu nedenle bu maliyeti şimdiden özel sektörle paylaşmak rasyonel aklın bir gereğidir.

Bu nedenle Özel okulların eğitim sistemimizdeki yeri, üstlendiği rol ve sorumluluklar ile misyonu dikkate alındığında özel okulların sistemli ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alınması gerekir. Özel okulların gelişiminin önündeki engeller kaldırılmalı ve başarılı özel okulların resmi okullarla iş birliği yapması ve iyi örneklerini paylaşması sağlanmalıdır. Açık, şeffaf ve hakkaniyet ölçüsünde özel okulların rekabet etmelerini sağlayacak sağlıklı bir değerlendirme sistemi oluşturulmalıdır. Özel okulların istihdam ve yatırım olanaklarının geliştirilmesi amacıyla devlet destekleri artırılmalıdır.

Sonuç olarak;

Vizyon belgesi oldukça kapsamlı olan ancak geliştirilmesi gereken yönler de ihtiva eden bir metindir. Bu metnin bir politika metni olarak ele alınması ve iyi yapılandırılmış bir takvim içinde maliyet ve etkililik konuları da dikkate alınarak hayata geçirilmelidir. Elbette değişim kolay başarılabilir bir süreç değildir. Kişilerin tek tek çabalarının ötesinde kolektif bir yaklaşım ve bütüncül bir çaba gerektirir. Sistemin değişim başarısını sağlayabilmek adına ciddi ve kararlı bir anlayış sürdürülmeli, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin değişim ve gelişmeye olan inanç ve bağlılıkları pekiştirilmelidir. 


Bugünkü ziyaretçi sayısı   : 402
Toplam ziyaretçi sayısı     : 862717