Eğitimi yeniden düşünmek

Ahmet Akça

28.08.2018

Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası olan 97 yıllık parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmemizle birlikte yeni Milli Eğitim Bakanımızın eğitim camiasından olması, akademik birikiminin ve özgün çalışmalarının yanında uygulamanın da içerisinde bulunması sadece bizleri değil ülkesi ve eğitim sistemi adına kaygıları olan herkesi mutlu etmiştir.
Ayrıca, Cumhurbaşkanımız, Sayın Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk’u takdim ederken eğitimin içerisinden gelen birisi olduğunu özellikle vurgulaması biz eğitimcileri çok heyecanlandırmış, kamuoyunun ve bizlerin eğitim adına beklentilerini çoğaltmıştır.
AK Parti hükümetleri döneminde eğitim de özellikle fiziki alt yapı, teknoloji, katsayı problemi, dershanelerin dönüşümü, eğitimde özel sektörün payının artırılması, eğitime ilişkin özgürlüğün çoğaltılması gibi alanlardaki sorunlar büyük oranda çözülmüş, 2023, 2053 ve 2071 vizyonu ortaya konmuş, yönetim anlayışımız başta olmak üzere birçok alanda yeniden bir yapılanmaya gidilmiş, ve halen gidilmeye devam edilmektedir.
Bu değişimlerin bir kısmın da başarılı olunmuş bir kısmında ise istenilen başarı seviyesine ulaşılamamıştır. Bu konularda geçmişte yaptıklarımıza ayna tutarak olumlu ve olumsuzlukları değerlendirerek geleceğe bakmak zorundayız. Bunun için yazımın başlığını yeni sistemimiz, yeni bakanımızla eğitimi yeniden düşünmek olarak atma ihtiyacını duydum.
Yeni sistemle birlikte eğitimi yeniden düşünürken biz eğitime nereden bakıyoruz anlayışıyla düşüncelerimi sizlere ifade edeceğim.
Eğitim, bireyin kendi potansiyelini ve yaratıcı gücünü keşfetmesine yardımcı olarak; insani gelişimini sağlar, içinde yaşadığı topluma ve dünyaya duyarlılığını ve uyumunu artırır, vatandaşlık bilincini geliştirir, ulusal ve uluslararası işgücü piyasalarının gerektirdiği yetenekleri, becerileri ve donanımı kazandırarak üretken olmalarını sağlar.
Eğitim dünyamızın, dijital çağa uyum sağlaması için okullarımızın hızlı bir şekilde dönüşümünü sağlayarak, tüm öğrencileri kapsayacak şekilde müfredatları ele almak, öğretmen kalitesine odaklanmak, okul organizasyonlarını değiştirmek ve herkes için hesap verilebilirliği sağlayarak, global dünyada daha kompleks düşünme, iş-yapış şekilleri ve işbirliği becerilerini geliştirmek olmalıdır.
Son yıllarda ülkemizde, eğitim alanında yaşanan sorunlar nedeniyle çocuklarımızın mutsuz olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle eğitime erişimin belirli sosyoekonomik gruplar için halen sorunlu bir alan olması, mesleki eğitimde yaşanan sorunlar, eğitimde ve istihdamda yer almayan ve mesleki becerisi olmayan gençler arasında işsizliğin artması, eğitimin sağladığı yeteneklerin günün gereklerine cevap vermede yetersiz kalması gibi birçok eğitim sorunu ile karşı karşıyayız.
Eğitimi sistemini, öğrencilerin bilgi, kültür, estetik, spor, sanat, tasarım, müzik, felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji, öğrenme, öğrenmeyi öğrenme gibi beceri alanlarına odaklanan bir yapıya kavuşturmalıyız. Bilgiden daha çok bilgiyi kullanmaya, bir sorunu çözmeye, anlamaya, akıl yürütmeye ve üretime yönelmeye ihtiyacımız var. Bu alanlarda başarılı olabilmek demek, ülkemizin başarılı olması, bu ülkede yaşayan bireylerin başarılı olması demektir.
Eğitim alanında halen; Bölgeler arası, İller arası, okullar arası eşitsizlikler, eğitime erişim ve barınma sorunu, nitelik-kalite yetersizlikleri, mesleki eğitim ve yönetim sorunu, finans sorunu istenilen düzeyde çözülememiştir.
Umudumuz odur ki; Bakanımızla birlikte ortaya konacak olan çalışmaların, özellikle; eğitim içeriği, tüm okullarda tam gün eğitim gören öğrenci sayısının yükseltilmesi, okulların daha güvenli hale getirilmesi için Kent Güvenlik Yönetim Sistemi'ne entegre edilmesi, öğretmenlerin mesleki ehliyet ve liyakatini güçlendirilmesi, eğitim yöneticiliğinde profesyonel sisteme geçilmesi, yabancı dil eğitimini etkin şekilde verebilmek için, hem öğretmenlere hem de öğrencilere yönelik yeni yöntemlerin devreye girmesi, okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar her aşamada öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerinin gelişimini izlemek ve yönlendirmek için yeni bir sistem kurulması, Bakanlığın yapısını, mevzuatını ve insan kaynaklarının yeniden yapılandırılması için büyük bir veri sistemi oluşturulması, her okulun kendi şartları içinde geliştirilmesini sağlamak için kriterlerin belirlenmesi, gibi çalışmaların acilen yapılacağıdır. Çünkü; Dünyada üretimin ve rekabetin zirvede olduğu bir dönemde 4. Sanayi Devrimi’nin miadını doldurup 5. Sanayi Devrimi’nin gündeme geldiği şu günlerde dünyanın gerçekleri ile yüzleşerek hızlı bir şekilde eğitimimizi üretime dayalı olarak dönüştürmek zorundayız. Yukarıda ifade ettiğimiz hususların Cumhurbaşkanımızın açıkladığı 100 günlük icraat kapsamında ifade etmesi de beklentilerimizin ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor.

İKİ TEMEL BEKLENTİ
Eğitimin özel öğretim alanına ilişkin beklentiye dair ise öncelikle Sayın Bakanımızın özel sektörden geliyor olması, eğitim alanına yatırım yapanlar açısından ciddi bir şans olduğu aşikardır. Sayın Bakandan iki temel beklentimiz vardır. Bunların birincisi dershanelerin dönüşüm süreci 2019 yılının eylül ayı itibariye bitecektir. Bu tarihe kadar temel lise sahiplerine daha önceki bakanlarımız tarafından verilen taahhütlere sadık kalınması, ikincisi ise eğitim de özel sektörün payının artırılmasına ilişkin sürecin devam ettirilmesi, bu iki hususun devletin eğitim yükünün özel sektörce de paylaşılması açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Sayın Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk bir konuşmasında; “Eğitim bir millet ödevidir. Bu topraklarda yaşayan her canın temsil edildiği bir eğitim yaklaşımına ihtiyaç vardır. Eğitimin mesajı insanadır. Mesajı insana olan her şey önce evrensel olarak planlanır. Sonra millileşir.” deliştir. Dolayısıyla bu anlayışa sahip bir bakanımızın olması insanımızı yarınlarımız için eğitim alanında güzellikler olacağını düşündürürken bizleri de gelecek adına ümit var etmiştir.
Son cümle, özellikle ÖZDER olarak bizler ve diğer paydaş özel öğretim sektör dernekleri ülkemize ve milletimize yönelik iç ve dış tehdit oluştuğunda devletimizin özelde de Milli Eğitim Bakanlığı’mızın yanında hiç tereddüt göstermeksizin yer almışlar, bu tavrı alırken de herhangi bir kar zarar hesabı yapmamışlardır. Milletimizin ve devletimizin hayrına yapılacak her işte yine bakanlığımızın ve sayın Bakanımızın yanında yer alacağını ifade etmenin zayit olacağının bilinmesini isteriz.
Biz biliyoruz ki; ‘’BAŞKA BİR TÜRKİYE YOK’’ bunun için yerli ve milli duruşu olan Türkiye’deki yerli eğitim yatırımcıları, uluslararası sermayeye karşı ayakta durabilmeli ve bu duruşta da Bakanlığımız bizleri güçlü kılmalıdır. Biz ÖZDER olarak Sayın Bakanımızın bu duyarlılıkta olduğuna inancımız tamdır.
Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkartmak, geleceğin dünyasında Türkiye’mizi dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında olmayı sağlayacak eğitim atılımları için yeni döneme hepimiz hazırız diyor, ÖZDER ailesi olarak yeni dönemimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.


214 defa okundu...

Yazarın Diğer Yazıları

» Üretim odaklı bir MİLLÎ MEKTEP’in inşası
» Yeni Türkiye’nin Eğitim Vizyonu
» Eğitimde değişim sürekli hale gelmeli
» GELECEK YILLAR ÖZEL OKULLARIN
» YENİ ÖĞRETİM YENİLİKLERLE BAŞLIYOR
» “Özel okullar, fedakarlık üzerine bina edilmiş kurumlardır’’
» MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü I. EĞİTİM KONGRESİ

Yorum Ekle

Ad Soyad*
Eposta*
Başlık*
Yorumunuz*
Beni hatırla
* = Doldurulması zorunlu alanlar.
Bugünkü ziyaretçi sayısı   : 47
Toplam ziyaretçi sayısı     : 834891